Ulysses Kontratı: Hedeflerle Yönetim, yada Kendimizi Yönetmek

Posted by Haydar Kocak on 05/02/2012

Haydar KOÇAK

Posted by  on 05/02/2012

Çoğu zaman bazı seyler için sözler veririz, ama bir süre sonra sözler kulağımıza gelen yada içimizdeki sese uyarak bunlardan vazgeceriz ve kısa bir anlık mutluluktan sonra mutsuzluk içimizde yayılmaya başlar. Bunu çok kez hissetmişizdir:sigarayı bırakmak için verdiğimiz, spora başlamak için verdiğimiz, ailemize daha fazla zaman ayırmak için verdiğimiz, rejime başlamak için verdiğimiz …. tüm bu sözler özünde iyi niyetlidir ve uzun zamanlı faydamız içindir.Nedense çoğunlukla bir şekilde bundan vazgeceriz, sanki güzel “Seiren Halkı” nın insanları büyüleyen, zihinleri tutsak eden tatlı nağmeli şarkıları zihnimize gelir ve biz sözümüzden vazgeçeriz.

Evet mitolojik hikayede Homeros’un ölümsüz kahramanı Odysseus-Yunanca adı ile Ulysses, Troya Savaşının ardından, yurdu İthake’ye Gemisiyle dönerken, Seirenler’in yaşadığı Sirenum Scopuli adasının kıyılarından geçmesi gerekiyordu.

Bu adanın çekici bir özelliği yani “Güzel Seiren” halkı, adanın yakınlarından geçen insanları büyüleyen, zihinleri tutsak eden tatlı nağmeli şarkılar söylüyorlardı. Ancak dillere destan bu şarkıları dinleyen, melodilerin cazibesine kapılıp rotayı adaya doğru kıran denizciler, gemileri sert kayalıklara çarpıyor ve boğularak ölüyorlardı.

Ulysses bu güzel şarkıları duymak istiyordu ama diğerleri gibi etkileneceğini ve evine dönemeden o kıyılarda perişan olacağını da biliyordu. Bu yüzden bir plan yapıp adamlarına kendisini iplerle geminin direğine bağlamalarını emredip şarkıları duymamaları için kulaklarını balmumu ile tıkamalarını ve adanın kıyılarını tamamen geçene kadar, ne söylerse söylesin onu dinlemeden yola devam etmelerini tembihliyordu.

Ulysses, bu planı ile, gelecek zamandaki Ulysses’i kontrol etmek için kendisi ile bir anlaşma yapıyor ve bugün özgürce aldığımız bir kararın, gelecekte de bizi bağlayacak şekilde planlanmasına “Ulysses Kontratı” adı verilmektedir.

Bu kontratı hepimiz imzalamışızdır. Para harcayacağımızı bildiğimiz için, harcamak yerine, emeklilik fonu alırken yada uzun vadeli kredi alırken aslında imzaladığımız “Ulysses Kontratı” dır.

Bu türden söz verip sonradan “Sairen Halkı”nın şarkılarını duyup, gemimizin dümenini o seslere kırıp kayalıklara çarpıp parçalandığımız da çok olmuştur.

Şirketlerde stratejik yönetimde uzun vadeli planları tutturamamak en çok şikayet edilen konulardan biridir. Şirket planlama görüşmelerinde yada “Arama” toplantılarında iyi niyetli ve iddalı planlar yapılır, iyileştirme planlarını oluşturur ve büyük azim ve motivasyon içinde bunu uygulama planını hayata geçirme sözü veriririz. Daha sonra bir şekilde uygulamaya geçince, uygulama planı bir aşamasında yada daha başlaamadanbirilerinin söylediği “Sairen” melodilerini duyup planı uygulamaktan vazgeçip, aslında geri adım attığımızın bilincini sonradan anladığımızda artık “geç kalınmış” olduğumuzu görürüz. Tıpkı diyet sözünü tutmadığımızda, tıpkı kendimize söz verip sonrasında küçük bir tatlı yada bir anlık zevk hissetmek uğruna “sözümüzü tutamayıp” sonrasında hissettiğimiz yenilmişlik duygusuna benzer.

Bu nedenle Stratejik planlamalar yapıldığında, bu planı destekleyecek bir “Ulysses Kontratı” nı da bu planın parçası yapmalıyız ki, yani “kendimizi yada şirketimizi gemi direğine” bağlayıp, uzun vadeli bir planlama yapabilelim. Bu aslında “Janusian Düşünce” modeli ile desteklecek bir modeldir. Düşünülüp karar alındığında artık alternatifler aranmaz, sadece bu planı gerçekleştirmek stratejiler ve buna bağlı aksiyonlar vardır, yani geminin rotası ve varılacak liman önemlidir.

İlginçtir ki Yeni TTK şirketlerin hedefleri ve bu hedeflere bağlı planlamalarının yazılı olmasını, bağımsız denetçiler hedefler konusunda bir sıkıntı gördüğünde şirkete sormadan “risk komitesi” oluşturabilmektedir. Bu şekilde aslında “Ulysses Kontratı” nı devletle yapar hale gelmektesiniz. Hatta yeni yasa ile birlikte kötü yönetimden dolayı Yönetim Kurulu yada atanmış yöneticisinin hapis cezası ile de karşı karşıya gelme gerçeği vardır, ki bu da kontratın bağlayıcılığının en üst noktasıdır.

Eğer bir karar alınmış ve bu karar ile ilgili “Ulysses Kontratı” da planlanmazsa gerçekleşme olasılığındaki riski hesaplamak gerekmektedir. Maalesef üçgüdüsel olarak kulağımıza gelen melodileri dinleme eğilimindeyiz, yani “şimdi” nin kısa süreli hazzına uyma eğilimindeyiz. David Eagleman ‘ ın “Incognito: The Secret Lives of the Brain” adlı kitabını bu yönde araştırmaları inceleme anlamında öneririm. Bu kitapta beynin karar alma merkezleri incelendiğinde kısa vadeli kararlarda beynin belli alanlarının daha aktif, uzun vadeli planlarda ise beynin başka merkezlerinin aktif olduğu gözlemlendiği belirlenmiştir. Ve kısa vadeli kararlarının uzun vadeli kararlardan daha baskın olduğunu, uzun vadeli kararların etkin olması için mitolojideki Ulysses ın yaptığı gibi kendimizi gemimizin direğine bağlamaktan başka çaremizin olmadığını vurgulamaktadır.

Kendimizi yönetirken de kararlarımızı değerlendirmeliyiz, neden kararlarımızdan vazgeçtiğimizi düşünelim, en önemlisi bu kararı alırken “Ulysses Kontratı” imzalamış mıyız bunu sorgulamalıyız. Kulağıma, özelllikle sigara içenler, sigarayı bırakma konusunda başarısızlıklarından dolayı “sigarayı bırakmama” yemini ettikleri gelmiştir; hem sasırmıs hem de tekrarlanan bir dram gerçeği düşüncesine kapılmışımdır. Buna benzer durumlar diyet kararlarında, yeni dil öğrenme çabasında, aile ile olan ilişkilerimizde, bu ve buna benzer kendimize fayda olabilecek her kararımızda benzer dramlarımız olmuştur, ve öyle ki artık hedef belirlemekten vazgeçmiş olma noktasına gelmişizdir.

Bence, cesaretli olun, uzun vadeli kendinize ve şirketine faydalı olacak değer katacak “karar” almaktan çekinmeyiniz. Önemli olan bu konuda bedel ödeyebileceğiniz bir “Ulysses Kontratı” nın bu söz ile birlikte imzalanıp imzalanmadığıdır. Yani ne kadar “ciddi” olduğunuzla ilişkilidir.