Prometheus ve Armağanı olan Ateş Üzerine Aforizmalar

Posted by Haydar Kocak on 31/12/2011

Haydar KOÇAK

Posted by  on 31/12/2011

Prometheus oğluma okuduğum mitoloji kahramanlarından en ilginçlerinden biridir. Ve Prometheus’ un demirci tanrısı Hephaistos ateşi çalıp insanlığa hediye etmesinin hem batini, hem de beşeri anlamlarını fark etmem çok ilginçtir.

Yorumlama 1:

Bu hikayede Zeus’ un Prometheus’ u insanlığa yaptığı bu iyiliğe karşılık zincirlerle dağlara bağlayıp, sonrasında hergün bir kartal tarafından ciğerinin yenmesi ve o ciğerin kendini tamamlayıp, yine ertesi gün aynı işkencenin  devap etmesini tek bir cümle ile yorumlanmış:

“Hiç bir iyilik cezasız kalmaz”

Yorumlama 2:

Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık, Prometheus’da ise kurnazlık ve zeka vardır. Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başarmıştı. Zeus onu Olympos’daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin beslemekteydi. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı.” (http://tr.wikipedia.org/wiki/Prometheus)

İlginç olan kısım her ne kadar Zeus Tanrı Kral olsa da aslında Insanların gerçek tanrısı bir titan olan Prometheus’ dur. Tanrısal Ateş, ki bu yaratıcılığı, bilimi ve uygarlığı sembolize eder, insanlara armağan etmiştir. Bu armağanın gerçek sebebi ise tanrısal düzenin yıkılması ve Prometheus’ un dedelerinin intikamıdır. Herkül, Prometheus’ un işkencesine son vermesinden sonra, söylediği söz manidardır.

Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur

Aklıma “Son Prometheus acaba Nietzche olarak mı bedenlendi” diye gelmedi desem yalan olur.

Yorumlama 3:

Pandora ve Kutusu.. Tanrılar bir kadın olarak meraktan kutuyu acacağından emindiler.

Pandora ve Kutusu.. Tanrılar bir kadın olarak meraktan kutuyu acacağından emindiler.

Pandora Yunan mitolojisinin  Havva ’sıdır. Evrenin ve tanrıların yaratılışı (Kozmogoni ve Teogoni) konusunda geniş tasarımlar ileri süren bu mitoloji, insanların yaratılışı (Antropogoni) konusunda uzun yüzyıllar susmuştu. Bu konuda ilk tasarımlar İ.Ö. V. yüzyılda ileri sürülmeye başladı.

Bu tasarımların ilginç yanı, birçok mitolojilerden farklı olarak, ilkin tek erkek insan değil, bir çok erkek insanlar (  Adem ’ler) yaratılmış olması ve uzun bir süre aralarında bir üreme düşünülmeksizin bir erkekler dünyasıyla yetinilmesi ve sonunda tanrılar tanrısı  Zeus ’un Titan oğlu  Prometheus ’a düşmanlığı yüzünden erkek insanların başına bela olması amacıyla ilk dişi insan Pandora’nın yaratılmasıdır. (Burada bayanlara yönelik bir tutum algısından öte Prometheus mitolojik hikayesindeki öğelerin derinlemesine incelemesi olduğu unutulmamalıdır.)

Bu tasarımın ilginç ve kendisine özgü yanı ilk kadının erkeklere bir ceza olarak yaratılmış bulunması ve ilk erkek insanların Titan ’lar tarafından yaratılmasına karşı ilk dişi insanın Tanrı ’lar tarafından yaratılmasıdır. İlk erkek insanlar çok akıllı ve becerikli olan Titan  Prometheus tarafından yaratılmıştır.

Bir başka ilginç ve kendine özgü yan da, ilk dişi insanın tanrılarca erkek insanların başına bela olsun diye yaratılmasına karşı ilk erkek insanların Titan Prometheus tarafından tanrıların başına bela edilmek üzere yaratılmış olmasıdır. Günümüz yapısı itibari ile cok tartışılacak bu imgelemenin sorumluluğunu ilk yazanlara bırakmak gerekiyor.

Tabi ilk kadın olan Pandora’ nın neyi sembolize ettiğini anlamak lazım.

Pandora , sözcük olarak  tüm armağan demektir. Çünkü ona  Aphrodite güzelliğini, Minerva çekiciliğini,  Hermes kurnazlığını ve yalancılığını, bütün öteki tanrılar da tek tek kendi özelliklerini armağan etmişlerdir. Böylelikle  kadın daha varlaşırken  tüm tanrı olmuş bulunmaktadır. İster titan, ister erkek insan olsun, artık ona hiçbir güç karşı koyamayacaktır. Tanrılara kafa tutan Prometheus’çu erkek insanlar artık kafa tutamayacakları ve önünde hemen diz çökecekleri yepyeni bir tanrı ’yla karşılaşacaklardır. Tanrılar iyi ve kötü bütün güçlerini ona devretmişlerdir. Tanrılarda da bulunmayan us (akıl)’dan başka her şeye sahiptir. Tanrılar gibi bencil ve duygusuzdur, isteklerinin önüne çıkacak her engeli gözünü kırpmadan yıka bilecektir. (Doğan Hancerlioğlu, Düşünce Tarihi)

Açıkçası, kadınları bundan daha iyi anlatan sözcükler bulunmamıstır. Erkekler aklı  (us) ile kadınları anlamalarının imkansızlığının cevabını yine mitoloji vermiş. Anlamak yerine kabul edip gecmek, yada mitolojideki gibi tanrısal yapılarına tapınmak mı gerekir diye düşünülmeden edilmemektedir.

Yorumlama 4:

Yunanlı trajedi şairi Aiskhylos ya da Aishilos (Αἰσχύλος), Zincire Vurulmuş Prometheus (Desmotes Prometheus) adlı oyunu 465 yılında yazdığı tahmin edilmektedir ve bir üçlemenin (Kurtulmuş Prometheus ve Ateşi Taşıyan Prometheus’dan önceki) ilk oyunudur. Bu üçlemenin bu ilk oyununda açıkça aydınlanmanın savunusu görülür. Prometheus, öteki kardeşleri gibi, tanrısal düzene kafa tutmuş, karşı çıkmış ne var ki öteki kardeşlerinden farklı olarak sonunda insanlar yaratmak ve onlara ateşi (yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı) vermekle bu düzeni değiştirmeyi başarmıştır.

Prometheus insanlara ateşi getirerek teknolojik gelişmenin başlatıcısı olmuş onlara akılla düşünmeyi, alet yapmayı, gelişmeyi, medeniyeti öğretmiştir. Bu zorbalık karşısında aklın yer aldığı bir özgürlük mücadelesidir. “İnsan kendi gücünün bilincine varmış tanrıya karşı ayaklanmıştır. Ona isterse tapar, isterse hiçe sayar onu, güçsüz ya da güçlü olduğu oranda tapar ya da hiçe sayar onu. (…) Bilinç ve özgürlük insana özgü değişmez değerler olarak her zaman ve uygar her toplumda benimsenmiştir. Bunları savunurken Promethes’u bugün de bir sanığın duruşmada başvuracağı kanıtlamaya başvuruyor:

“Ne yaptımsa diyor, bile bile yaptım. Eyleminin uzun bir düşünme ve tartışma sonucu bilinçli ve istemli bir eylem olduğunu ileri sürerek, bu eylemin suç olarak yorumlanmasından doğacak bütün tepkilere sonuna kadar katlanmaya hazır. (…) akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez, olaylar nasıl gelişirse gelişsin, gelecekte kaba kuvvetin değil, özgür düşüncenindir.”

Fark edilebileceği gibi Prometheus birçok kişinin gözünde insanlara doğru yolu göstermeye çalışırken iktidardaki zorbalar tarafından cezalandırılan ancak acı çekmeyi bilinçli bir biçimde kabul ederek kendi insanlık misyonunu yerine getiren bir öncü aydın tipolojisi çizer:

Buna karşılık, dinleyin ne kadar düşkündü ölümlüler

ve ben bu ağızsız, dilsiz, çocuksu varlıklara,

Nasıl verdim aklı, düşünceyi…

Önceleri insanlar görmeden bakıyor,

Dinlediklerini anlamıyorlardı,

Uzun ömürleri boyunca düş görüntüleri gibi

Düzensiz, gelişigüzel yaşıyorlardı.

Bilmiyorlardı duvar örmesini, İçine güneş gören evler yapmasını,

Ağacı kullanmasını bilmiyorlardı.

Yerin altında karanlık mağaralarda karınca sürüleri gibi yaşıyorlardı.

Ne kışın geleceği belliydi onlar için,

Ne çiçekli baharın, ne bereketli yazın.

Bilinç yoktu hiçbir yaptıklarında

Ben gösterinceye kadar onlara yıldızların

Doğuş batışlarını kestirmenin yolunu.

Sonra sayı bilgisini verdim onlara,

Bu kaynak bilgiyi onlar için ben bulup çıkardım.

Sonra harf dizilerine geldi sıra,

O diziler ki belleğidir her şeyin,

Anasıdır bilimlerin ve sanatların.

(…)

Kim buldum diyebilir bunları benden önce?

Hiç kimse. Yalan söyler kim buldum derse.

Uzun sözün kısası şunu bilmiş ol:

Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.

Yalnızca Zincire vurulmuş Prometheus’a bakıldığında Aiskhylos tanrısal sistem karşısında insanın kendi yazgısına kendi aklıyla sahip çıkmasını ön plana çıkarttığı tezi ortaya atılabilir.

Yorumlama 5:

Oprheus - http://tr.wikipedia.org/wiki/Orfe

George Thomson’un aktarımıyla Aiskhylos’un düşüncelerinin Orphecilikle paslaştığını biliyoruz. Malından mülkünden edilmiş köylülerin düşünüş tarzı olan Orfeciliğe göre yaşam, insanın günahlarının kefaretini ödediği bir cezadır. İnsanın ölümsüz yanı -ruhu-, ölümlü yanına -bedene- hapsedilmiştir. Ölümden sonra ruh yargılanır. Eğer ruh, bedenle temas yoluyla, günahının ödenme çaresini tamamıyla çürüttüyse sonsuza dek Tantarus’un hapishanesinde ezaya terk edilir. Eğer günahı tedavi edilebilecek gibiyse, içi temizlenir, arıtılır ve cezasını çekmek üzere yeniden dünyaya gönderilir. Bedence lekelenmeden üç kez yaşadıktan sonra bedence serbest bırakılır ve kutsanmışların göklerdeki birlikteliğine katılmaya gider.

İnsanın cezasını çekmek üzere dünyaya gönderilmesi onun yazgısıdır, tanrısal bir emirdir bu ancak insan aklını kullanarak ruhunu temizleyebilir böylece sonsuz mutluluğa erişebilir. İnsan ruhunun doğuş çarkından kurtulabilmesi, mutlak bir ölümsüzlüğe ulaşabilmesi, bilimsel bilgi yoluyla, arınmayla, erdemli bir yaşayışla olur. Bu yaklaşımda kesinlikle bir uzlaşma arayışı olduğu kesindir.

Simgesel düzeyde Zeus sadece zorbalığı değil tanrısal sistemi de işaret eder onun karşısında yer alan Prometheus insan aklını savunur. Üçlemenin sonundaki barışma toplum içinde yer alan çatışmaların uzlaşma temelinde çözümlenmesi noktasında bir arayışı temsil eder. Aiskhylos’un üçlemelerini genellikle mahkeme sahneleriyle bitirmesi bu sorunlara akılcı bir yöntemle uzlaşma arayışının somut göstergesidir. Bu söylenenlerle her ne kadar Aiskhylos’un oyunlarını fazlaca basitleştirmiş oluyorsak da yazının ilgilendiği konular doğrultusunda bu kadarıyla yetineceğiz. Yaşadığı dönemde demokrasinin ateşli bir savunucusu olan Aiskhylos’un uzlaşmacı bir tavır içinde olması sanırım pek de mantıksız değildir.

Bizim algıladığımız anlamda, insanı yansıtan Prometheus ilk kez Aiskylos tragedyasında karşımıza çıkar. Temelde Hesiodos’la aynı efsane kaynaklarını takip etmektedir. Aiskhylos’un, tragedyasında Prometheus, haksız yere zincire vurulmuş olarak Zeus’un emriyle, Hepahistos yanına Kratos (güç) ve Bıa ( bela)’ı alarak Prometheus’u kollarından ve ayaklarından kayaya zincirletmektedir. Bu sırada, Hepahistos’un ısrarla Zeus’a karşı isyankâr olmaması konusundaki nasihatlarına karşılık Prometheus suçunu kabul etmiş ve cezasına razı olmuş bir havadadır. Zeus’un yaptıklarına karşı yakınır, ama bildiği bir sır vardır ki, bu Prometheus’un kişiliğinde olan, geleceği önceden görme niteliği Zeus’un gücünün neyin tehdit ettiğini bilmesidir.

Tragedya sonunda Prometheus boyun eğmez fakat daha sonra kurtulacağını bilir. Kendisini kurtaracak kişinin daha doğmadığının da farkındadır. Aiskhylos’un eserinde ne kadar tanrılar rol oynasa da bu tragedya insanlık dramını yansıtır. Prometheus insanın temsilcisidir. İçinde çırpındığı olaylarda, günümüz insan toplumuna özgü politik olayları çağrıştırır.